Makale Sahibi: Çevre Mühendisi Orhan TİRYAKİOĞLU

Bilirkişilik Ücretinin Takdiri

Özet

Bilirkişilik hizmeti, belli bir teknik düşünce gerektiren süreçtir. Bilirkişilik emeğinin daha rasyonel belirlenmesiyle birlikte; adîl kararlar alabilmek için yeterli emek ve mesainin sarf edilmesi sağlanabilecektir. Genel bir bilirkişilik tarifesine doğru geliştirilecek mevzuât ile bu kurumun ıslâh edilmesi mümkün görülmektedir.

Giriş

“Bilirkişilik hizmeti, bilim, teknik ve ekonomik sahalarda belirtilen konulardan isteneni, mahallinde ya da dosya üzerinde inceleme yaparak fiyat takdiri, kıymet, nitelik, kusur ve durum tespiti için rapor tanzimi ile lüzum görülecek hallerde bunların dışındaki hususların tayin ve tespitinin yapılmasıdır”.

Bilirkişinin, dava sürecindeki uzmanlık konularındaki görüşünü sunabilmesi için artı bir zaman ve emek harcaması zorunludur. Bilirkişinin, dava dışındaki sürelerde geçimini sağladığı işini yapması, mesleğini de sürekliliği bulunan bir kadro veya sözleşme altında gerçekleştirdiği dikkate alınmalıdır. Bu nedenle belirli bir gelire sahip olan bilirkişinin, yapmakta olduğu işe ara verdiği, başka bir işe yoğunlaştığı düşünüldüğünde; mahkemeye yardımcı olduğu süreçte belli bir düzeyde gelir kaybına uğraması beklenir. Dolayısıyla, bilirkişinin harcamış olduğu artı emek ve zamanın, belirli bir ücrete tâbi olması gerektiği açıktır.

Masraflarını ve emeğini karşılamakta zorlanan bilirkişinin, dava sürecinde gereken çalışmaları doğru bir yaklaşımla sürdürmesi de mümkün değildir. Re’sen görevlendirilme ile adîl sonuçlanması beklenen bir davanın sorumluluğu ile karşı karşıya bırakılan bilirkişinin, bir yandan görev emri, öte yandan da bir yargıcın asgarî tarifeden takdir edeceği bir diğer engelin etkisi arasında kalması kaçınılmazdır. Sonuçta, tüm yönleriyle düşünülmesi ve mental işlevin rapor yorumuna yansıtılmasındaki verimsizlik, ek olarak yetersiz malî imkânlar dikkate alındığında; bilirkişi tarafından mahkemeye sunulan bir raporun, hakkaniyet açısından doğru bir yönlendirme yapması mümkün değildir.

Ücretin belirlenmesindeki mevcut yaklaşım; bir yargıcın, teknik mesleği icra eden bilirkişinin emeğini takdir etmesidir. Hâlihazırdaki karmaşa, meslekler arasındaki farklılığa karşın, meslekler arası ücret takdir yetkisinden kaynaklanmaktadır.

Konusunda uzman olan bir kişinin, büyük bir kentte adliyeye giderek dava dosyasını alması, yeterli bir zaman ayırıp, bu dosya üzerinde branşı doğrultusunda teknik/idarî/malî incelemeler yapması, olay mahâllindeki keşfe katılması, bilirkişi raporunu hazırlaması ve sonrasında mahkemeye sunması; bilirkişinin gerçekleştirmesi güç işlerdendir. Takdir edilen ücretin içinden gelir vergisinin kesilmesi ile birlikte, takdir edilen ücretten bilirkişinin elindeki tutara bakıldığında; takdirin daha teknik nedenlere dayandırılarak belirlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Bilirkişi Ücretine İlişkin Mevzuatlar

Bilirkişi ücretinin belirlenmesinde geçerli olan mevzuatlar aşağıdaki şekildedir:

a) 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 72. Madde ile “Bilirkişiye, inceleme ve seyahat gideri ile çalışmasıyla orantılı bir ücret ödenir.”;

b) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ‘Bilirkişi gider ve ücreti’ başlıklı 283. Maddesi ile “(1) Bilirkişiye, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığınca çıkarılacak ve her yıl güncellenecek olan tarife esas alınır.”;

c) “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi”nin 3/1. ve 4/1. Maddeleri ile; “Bilirkişi ücreti, bilirkişiye sarf etmiş olduğu emek ve mesaisi karşılığı ödenen ücrettir.” Ve “Bilirkişiye inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri de ödenir.” hükümleri geçerlidir.

d) Adalet Bakanlığından yayınlanan “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi”
Tebliği (02.10.2012 tarih ve 28429 sayılı R.G.) ile; asgarî değerler, mahkemelerin türüne göre bir çizelge kapsamında verilmiştir.

e) “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi”ne göre bilirkişi ücretleri (M.5/1):

a) Sulh hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için150,00 TL
b) İcra hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için150,00 TL
c) Asliye hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için250,00 TL
ç) Aile mahkemelerinde görülen dava ve işler için200,00 TL
d) İş mahkemelerinde görülen dava ve işler için200,00 TL
e) Kadastro mahkemelerinde görülen dava ve işler için200,00 TL
f) Tüketici mahkemelerinde görülen dava ve işler için150,00 TL
g) Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için300,00 TL
ğ) Asliye ticaret ve denizcilik ihtisas mahkemelerinde görülen dava ve işler için300,00 TL

(2) Dava, mahkemece hangi sıfatla görülüyorsa bilirkişi ücreti de buna göre belirlenir. Madde 6/1 ile; Bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde, görülmekte olan davanın türüne göre ait olduğu mahkemeye ait bilirkişi ücreti ödenir. Madde 7/1 ile; Hâkim, işin mahiyetine göre bu Tarifede yazılı bilirkişi ücretlerini artırabilir ve indirebilir.

f) TMMOB 2012 Yılı Bilirkişilik-Eksperlik-Hakemlik Ve Teknik Müşavirlik Yönetmeliği, 7. Madde kapsamında bilirkişilik ücretleri:

a) H.M.U.K. (Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu), C.M.U.K. (Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu) ve İstimlak Yasası vb. gereğince mahkemelerde ya da duruşmalarda ücretler: Kaybettiği iş süresi için alacağı tazminat, İnceleme ve yolculuk masrafları, Çalışmasıyla uygun ücreti dikkate alınarak hakim tarafından tespit edilir.

b) Diğer kamu kuruluşlarında ya da özel kuruluşlarda ya da şahısların doğrudan bilirkişilik işlemlerinde;
1- Büroda dosya üzerinde düzenlenen raporlarda kişi başına her rapor için en az 250.80 – TL ücret alınır.
2- Arazide ve iş sahalarında düzenlenen raporlarda arazide geçen her gün için kişi başına 184.80.- TL eklenmek üzere, her rapor için kişi başına en az 124.08.- TL ücret alınır.
Ancak arazi çalışmalarında incelikli ölçümler olduğunda Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Birim Fiyatları uygulanır.
3- Mahkemelerde açıklama yapılması halinde her celse ya da ek açıklama için en az 184.80.- TL ücret alınır.
4- Raporların düzenlenmesinde, daktilo, kırtasiye, deney, teknik resim ve benzeri masraflar ayrıca alınır.
5- Arazide ya da büroda bir defasında birden çok dosyanın incelenmesi durumlarında 10 dosyaya kadar dosya başına 198.00- TL alınır. 10 dosyadan fazlası için dosya başına en az 124.08.-TL ücret alınır.
6-Aynı dosya içinde birden fazla rapor düzenlendiğinde her rapor için normal ücretin %50‘si oranında ek ücret alınır.

g) TMMOB 2012 Yılı Bilirkişilik-Eksperlik-Hakemlik ve Teknik Müşavirlik Yönetmeliği, 11. Madde ile “Bilirkişilik, eksperlik ve hakemlik gibi hizmetlerde yol ve ikamet gibi zorunlu masraflar ayrıca ödenir. Raporlardaki eksikliklerin giderilmesi için verilecek ek raporlar için ayrıca ücret ödenmez. Ancak; bu raporlar için tekrar mahalline gidilmesi halinde, zorunlu giderler ödenir.”

h) “SM, SMMM VE YMM Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmelik” kapsamında Maliye Bakanlığından yayınlanan “2012 Yılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Asgari Ücret Tarifesi”ne göre 5. Maddedeki ‘Bilirkişilik’ başlığı altında;
a)  Aynı olay ve esastan kaynaklanan ve birbirine benzer ikiden fazla rapor için 402 TL
b) Sermaye artırımı işlerinde 320 TL
c) 243 TL’ den az olmamak üzere bankalara sunulan bilançoların incelenmesinde net satışların %01’i
d) Diğer bilirkişiliklerde 1.047 TL

ı) Bilirkişiye emeği karşılığı verilecek ücret, HUMK.’nun 423. Maddesinde yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Bilirkişi, raporunu mahkeme kalemine teslim edip ücretini alırken yapılan ödemeden GVK.’nun 103. ve 104. Madde hükümleri uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekir (ayrıca bakınız GVK.’nun 94. Maddesi). HUMK.’nun 285. Maddesi uyarınca, “ehlivukufun ücreti hakim tarafından takdir olunur”. Ancak bu takdirin, hangi ölçüye, kritere veya tarifeye göre yapılacağı konusunda kanunda bir açıklık (bir hüküm) bulunmamaktadır. CMUK.’nun 77. Maddesi gereğince; ceza usulünde de, bilirkişinin kaybettiği zaman için bir tazminat alabilmesi yanında inceleme ve seyahat masraflarını ve çalışmasıyla orantılı uygun bir ücret de isteyebileceği kabul edilmiştir.

i) “2011 Yılı Hizmetler Karşılığı Alınacak Ücretler Listesi” kapsamında; bilirkişi ve eksper raporları (odaca görevlendirilen iş makinesi teknik belgeleri ile kap raporu tanziminde bilirkişi ve eksperlere ödenmek üzere): 300 TL belirlenmiştir.

Ücrete İlişkin Mevzuâtın Değerlendirilmesi

Bilirkişi ücreti, her somut olayın kendine özgü şartları dikkate alınarak hakim tarafından takdir edilecektir. “Bilirkişi ücretinin belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken unsurlar (i) Bilirkişinin harcadığı emeğin değeri; (ii) İncelemenin niteliği ve gerektirdiği mesai; (iii) Dosyanın kapsamı; (iv) İncelemenin gerektirdiği harcama ve giderler; (v) Dava konusu malî değer tutarı” olarak sıralanır.

Gerçekte davaya bakan yargıç, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde bir ücret takdiri yapmaktadır. Bu takdir, raporun yazılmasından önce (keşif sırasında) olduğundan; henüz başlatılmış olan bir uzmanlık sürecine ait maliyetin yargıç tarafından doğru belirlenmesi mümkün değildir. Aslında davanın kovuşturulmasına yardım edecek teknik araştırmaların, muhtelif diğer giderlerin önceden tahmini, teknik uzmanca da oldukça güçtür. Çünkü keşif sırasında konunun uzmanı olan bilirkişi tarafından yapılacak ön araştırmaların (resimleme, kroki alımı, ölçümler, …) devamında, ayrıntılı raporun gerektireceği yeni maliyetler ortaya çıkabilir. Bu nedenle ücretin anında beyan edilmesi ve tutanağa kesin rakamlarla yazılması olanaksızdır.

Rapor çalışmalarına başlamış olan bilirkişi, işin içeriği dolayısıyla aldığı ücretin az olduğuna kanaat getirdiyse, ek ücret talebini içeren bir dilekçeyi dosya ile birlikte sunmakta ve ücreti miktarını yargıcın takdirine bırakmaktadır.  Dilekçenin gerekçesi, ya ayrıntıların gerektirdiği yeni teknik ekipman maliyetlerini belirtir olmakta, yahut raporun hazırlanmasındaki emeğin yeni değerine gönderme yapmaktadır.

Bilirkişi, raporunu hazırladıktan sonra, takdir edilen ücretin emeğini karşılamakta yetersiz kaldığını ileri sürer ve bilirkişi ücretinin artırılması talebinde bulunursa, yargıç, bilirkişi raporunu inceleyerek ücretin artırılması gerekip gerekmediğine karar vermektedir. Takdir süreci; gerekçelerin doğruluğuna ilişkin bir değerlendirme yahut teknik olmayan bir bakış açısı olarak yürütülebilir. Ancak takdirin sonucu genelde, teknik personelin emeğinin, sektör dışında kalan adlî personel tarafından gerçek değerinde tartılamayacağı ilkesini geçerli kılar.

Bir mevzuâta (Adalet Bakanlığından yayınlanan “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi” Tebliği) göre; belirtilen tutarlar, dosyanın kapsamına, ulaşım mesafelerine, incelemenin niteliğine, incelemenin gerektirdiği mesaiye, bilirkişinin harcadığı emeğin değerine, dosyanın kapsamına bağlı değildir. Çizelgede, her ne kadar ilgili ücretlerin mevcut uygulanmakta olan benzerlerine dayalı tespitine yapılmasının kaçınılmaz olduğu düşünülse de, kıstasların ne kadar etkin olduğunu açıkça belirtilmemiştir.

Her ne kadar adlî / idarî kurumların yayınlamış oldukları ücret çeteleleri, genelde sektörlerin farklılıklarına ve yapılan işlerin niteliklerine bağlı olarak değişkenlik göstermemekteyse de, teknik dairelerde böyle değildir. Çünkü teknik işlerin icrâ edildiği asıl kuruluşlar olarak ayrıntılı çizelgeler hazırlanmakta ve ilgili alanlarında uygulanmaktadır.

Yargıçlar, idarî / adlî mevzuâtta belirtilen kıstasları değerlendirirken; yolculuk masraflarını, mesai kaybını tahmin edebilmekte, ancak inceleme ve çalışmasına uygun ücreti (teknik prosedürü bilmedikleri için) öngörememektedirler. Bu belirsizliğe gerekçe olarak; idarî/adlî ve teknik mevzuâtlardaki ücret tavan değerlerinin değişkenliği gösterilebilir. Bu durum, aynı işin aynı kurumlarda farklı ücretlendirilmesine de yol açmaktadır. Ücret değişkenliğini önlemek için geçici de olsa, adlî makâmlar dâhilinde düzeltici bir işleme gerek olup, hâlihazır mevzuâtta yer alan bir hüküm, bu işlem için yeterli görülmelidir: ‘Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi’ (Madde 5/1) kapsamında belirtilen bilirkişi ücretlerinin, işin mâhiyetine göre artırılması veya indirilmesidir (Madde 7/1).

Teknik Emeğin Kapsamı

‘Mühendis’ (‘hendese’ci; ‘arazi ölçen’) sözcüğü, Arapça kökenli olup, ‘geometri bilen insan’ anlamındadır. Mühendis sözcüğü etimolojik olarak; geometri bilen, geometri bilgisini kullanarak arazi ölçen kişi anlamına gelmektedir.

Mühendislik mesleği, yardımcı gereçleri de kullanabilen bir ‘zihin emeği’ kapsamında değerlendirilir. Mühendisler; “bilimsel ilkelerin, doğadaki kaynakların en verimli biçimde yapılara, makinelere, ürünlere, sistemlere ve süreçlere dönüştürülmesi amacıyla uygulamaya konması sanatı”nı, nitelikli bir emek harcayarak icrâ ederler.

Mühendislik hizmetleri; “belli bir yapıya ait fizibilite, proje, hesap, ihale dosyası düzenleme işleriyle bunların denetim işleri ve yapının inşa aşamasında plan, proje ve yürürlükteki yasa ve yönetmeliklere uygun yapılmasını sağlayan hizmetlerin tümünü ifade eder.”

Mühendislik hizmetleri için öngörülen ücretler; “mimar/Mühendis tarafından bir uzman niteliği ile san’at ve teknik kurallarına, idarenin ilkelerine bağlı kalarak, sorunun çözüme götürülmesini sağlayacak ve İdareyi tatmin edecek biçimde yapılacak mesleki hizmete ait emek ile, Mimar/Mühendisin bu işteki harcamalarının karşılığıdır.”

Mühendislik emeği; zaman zaman sorumlu mühendisin direktiflerine uygun olarak teknisyenlerin uygulamasını gerçekleştirdikleri ölçü aletlerinin bizzat kullanımını, sorunla ilgili önceki yapılmış çalışmaları (literatür) derlenmesini, mevcut teknik uygulamaların uzman birikimiyle yorumlanmasını, hattâ farklı /çelişik/ bilirkişi kararlarına yol açılmasının önlenmesi için önceki raporların geçersiz kısımlarının saptanması ve ayıklanması da dâhil olmak üzere, nihaî değerlendirilmeler yapılarak kesin bir sonuç üretilmesini ve raporda kanaâtin sunulmasını kapsamaktadır.

Mühendislik emeğinin içinde geçen faaliyetlerin anlamı; sadece keşifte ortaya çıkan ve bir dava dosyasında gözlenen belgelerin ışığında, bir ‘hukuk mütalaâsı’na benzer olarak sadece sözel bir hüküm vermek değil; ölçülen değerleri uygun hesaplama ortamlarında tahkik etmek, teknik içtihâdı izlemek ve ithâl etmek, buna ilişkin literatür bilgileri ile kıyaslamak, ölçülerin ve sonuçların yinelenebilirliğine izin vermek (bilimsel olmak), sonuçları raporlamakla gelişen bir süreci gerçekleştirmek demektir.

Bilirkişilik Ücretini Belirleme Tekniği

Bilirkişilik ücretlerinin belirlenmesindeki yöntem; öncelikle ‘ücret kıstaslarının saptanması’ olmalıdır. Dava sürecindeki yersel inceleme, tasarlama sırasındaki araştırmaların süresi, ayrıntıları, uzmanlığa tabi konularda gereken teknik uzmanlık düzeyi, incelenen dosyanın maddi açıdan değeri gibi birçok farklı kıstas üzerinden, bilirkişi ücretlerinin takdir edilmesi mümkündür. Bu gerekçe ile bilirkişilik ücreti; rutin harcamalar ve uzmanlığın kendine özgü (emek + temin) giderlerinin bir toplamı olarak değerlendirilmelidir. Bilirkişiliğin meslekî bir tabanı olacağından ücretin detaylandırılmasında, başlangıç olarak ülke genelinde geçerli hakem kuruluş olarak meslek odalarının belirlediği değerler dikkate alınabilir.

Bu durumda yargıcın takdir hakkının kullanılması; teknik saptamalara dayalı gerçekleşmelidir. Farklı mesleklerdeki kişiler, uzmanlıklarının niteliğini kendileri daha gerçekçi olarak belirleyeceğinden; bir mesleğin diğerinin ücretini belirlemesi, doğru bir yaklaşım değildir. Bu nedenle her mesleğin veya kendi alt dallarının gerektirdiği yolluk çetelesi; gerek teknik elemanın beyanına, gerekse ilgili meslek odalarının düzenleyeceği kapsamlı çizelgelere dayanarak mahkemelerde temel alınmalıdır.

Bilirkişi raporunun hazırlanmasında sarf edilen iş kalemlerini göstermek üzere, bir ‘Bilirkişilik Yolluğu Bildirimi’ çizelgesi ile beyan edilecek masrafların, keşif veya dosya teslimi sırasında verilmesi sonrasında; yargıç tarafından değerlendirilerek, bu bilgiler ışığında takdir yetkisinin kullanılması uygun gözükmektedir.

Memurlar için kullanılan “Görev Yolluğu Bildirimi” çizelgesi, bilirkişilik ücretinin taşıt masrafları kısmı için örnek bir çizelge niteliğini taşımaktadır. Buna dayanarak hazırlanacak bir hakediş çizelgesi; bilirkişinin, keşif günü adliyede hazır edilmesinden başlayarak, duruşma günü adliyede hazır edilme ve adliyeden ayrılmasına kadar sürecek olan tüm hareketlerini içermelidir. ‘Bilirkişilik Yolluğu Bildirimi’; ulaşım (taşıt kiralama) gideri, tespitlerde kullanılan malzemeleri ve saha ve büroda harcanan emeğin karşılığı olarak düzenlenmelidir.

BİLİRKİŞİLİK YOLLUĞU BİLDİRİMİ

Bilirkişilik Ücretinin Takdiri

Bilirkişilik ücretinin takdiri; hem ilgili davadaki farklı (artı) emek ve mesai için, hem de genel olarak bilirkişiye kişi başına verilmesi gereken düzeyi tanımladığı için son tahlilde yargıcın takdirine bırakılan bir işlemdir. Ancak meslekî ayrıntılar nedeniyle bir yargıcın sarf kalemlerini belirlemesi mümkün olamayacağından; yolluk çizelgesinin hazırlanarak, keşif sonrasında mahkeme başkanlığına sunulması ve ara bir karar ile ücretin doğrudan veya bilirkişilik ücretinin yeniden takdir edilmesi sağlanabilir.

Keşif öncesinde veya keşif sırasında bu sarf kalemlerinin anlık olarak belirlenmesi mümkün olmayacağından; bu bağlamda “Bilirkişilik Ücretinin Yeniden Takdiri” konulu bir dilekçe, hâlihazırdaki mevzuata göre ilgili mahkeme başkanlığı kalemine verilerek, yargıcın takdirine sunulabilir. Hâlihazırda yapılan bu uygulama, bilirkişiler her ne kadar ayrıntılı ve çürütülemeyen (kusursuz) raporlar üretseler de, adlî makâmlarca tercih edilmeyi önleyici bir hareket olarak algılandığından, ücret düzelticiliğinde yürümeyen bir süreç olarak değerlendirilmelidir. Bu işlemin, rutin bir süreç biçimine getirilerek, duruşma veya keşif karlarında yer almasının sağlanması; böylece bilirkişilerce bir tâlimât olarak telâkki edilecek konuma çekilmesi, ödeme düzeylerinde kişisel tasarrufların geçersiz kılınması ve meslekî kıyaslamanın /taassubun/ önlenmesi açısından uygun görülmelidir.

Bilirkişi raporunun verilmesini müteâkip, yeniden takdirinin talep edilmesi hâlinde; dava masraflarının artırılmasını ve davanın uzamasını önlemek adına, genelde bilirkişi ücretinin yeniden değerlendirilmesi talebi reddedilmekte ve dava sonuçlandırılmaktadır.

Bilirkişilik ücretinin saptanmasında, dava konusunun ilişkili olduğu malî hacmin dikkate alınması, dava taraflarının ekonomik düzeyinin etkilenmesi, diğer taraftan adlî personelin ulaşım ve emekleri karşılığına göre de orantılı olması gerektiğinden, hem tüm tarifelerin bir arada değerlendirilmesi ve hem de bilirkişilik ücretinin yükleneceği tarafın, bu ücreti karşılayabilirliğinin sağlanması zorunluluğu vardır. Bu açıdan, dava taraflarının inisiyatifine veya buna bağlı olarak yargıcın takdirine bırakılan ücret düzeyinin, daha istikrarlı bir kaynaktan karşılanabilir olması gerekmektedir. Bu nedenle aynen devlet tarafından tutulan avukatların finanse edilmesine benzer olarak; bilirkişi yolluğunun hazineden ödenmesi mümkün olabilir. Alternatif bir uygulama da; taşıt kazalarından kaynaklanan hasarların karşılandığı trafik sigorta mevzuâtına benzer olarak; bilirkişi ücretlerinin bir tür ‘hukuk sigortaları kurumu’ tarafından ödenebilir.

“Konusunda uzman olan bir kişinin, adliyeye gidip dosyayı alması, zaman ayırıp inceleme yapması, keşfe katılması, rapor hazırlaması ve tekrar mahkemeye sunması gibi işlemleri özellikle metropol boyutundaki kentlerde bilirkişinin yerine getirmesi, son derece meşakkâtli, esasen fedakarlık gerektiren bir eylemdir, ayrıca bu tutar içinden vergi de kesilmektedir. *”

“Burada, bilirkişinin genellikle bir fikir ürünü olarak ortaya konan emeğinin değerlendirilmesi oldukça önem taşır. Bu noktada, iki açıdan değerlendirme yapılmalıdır: (a) eğitim ve deneyimin sonucu olarak kazanılan uzmanlık bilgisinin değerini takdir etmek; (b) davaların asgarî giderle sonuçlandırılmasını sağlamak. Hâkim, yargılama faaliyeti açısından bir danışmanlık hizmeti olan ve ilke olarak zorunlu olmayan bilirkişilik kurumunun, verimli ve başarılı olarak işletilmesini de sağlamalıdır. Özellikle yüksek malî tutarlara tekâbül eden davalarda, sadece yol giderini karşılayan bir bilirkişi ücretinin takdir edilmesi; bilirkişilik kurumunun saygınlığı ve raporlara harcanan emeğin değeri üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmektedir. *”

“Takdire konu çözümler olarak; yargılama masraflarının dava konusu tutar oranında artırılması gibi, bilirkişi ücretinin de özellikle yüksek tutarlı davalarda daha yüksek belirlenmesi; hem taraf menfaâtlerine ve hem de asgarî gider ilkesine uygun düşebilir. Bedeli düşük davalarda, incelemenin kapsamı ne olursa olsun, bilirkişi ücretinin dava konusu değerin belli bir yüzdesini aşamayacak şekilde sınırlı tutulmalıdır. *”

Bilirkişilik emeğinin daha rasyonel belirlenmesiyle birlikte; davanın daha doğru yönlenmesi, adîl kararlar alabilmek için yeterli emek ve mesainin sarf edilmesi sağlanabilecektir. Genel bir bilirkişilik tarifesine doğru geliştirilecek mevzuât ile bu kurumun ıslâh edilmesi mümkün görülmektedir.

Öte yandan genel olarak “bilirkişilik ücretinin saptanması”; öncelikle bütün meslekî odaların dikkate alması gereken bir çalışma olup bu yazıda, yürütülmekte olan davalar için kişi başına değer belirlenmesi hususu, mevcut tarifeleri de kapsayacak biçimde değerlendirilmiştir.

Kaynaklar:

1-“Emek Süreçlerinde Dönüşüm ve Mühendis Emeği”, Elif Aksu Kaya (2535 KB) (pdf);http://kitap.emo.org.tr.
2-“Kamulaştırma Bilirkişilik Yönetmeliği”, TMMOB HMO;
3-“ TMMOB 2012 Yılı Bilirkişilik-Eksperlik-Hakemlik Ve Teknik Müşavirlik Yönetmeliği”;
4-“SM, SMMM VE YMM Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmelik”;
5-“Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi”;
6-“Kamulaştırma Davalarında Bilirkişi Olarak Görev Yapacakların Nitelikleri ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik”;
7- “Türk Hukukunda Bilirkişinin Seçimi Ve Bilirkişi Raporunun Bağlayıcılığı”, Av. Oğuzhan Buhur
8-“6100 Sayılı HMK’da Bilirkişi ve Uzman Görüşü”, Av. Ender Dedeağaç;
9-(*) THS Forum Görüşleri, (2002).

Çevre Mühendisi  Orhan TİRYAKİOĞLU  tarafından kaleme alınan “BİLİRKİŞİLİK ÜCRETİNİN TAKDİRİ” başlıklı makalenin tüm hakları yazarına aittir. Bilirkişi.Net yazardan aldığı özel izinle bu makaleyi yayınlamaktadır. Bu makale 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında korunmaktadır.